Çoğu insanın anlamadığı şey nedir?
Sanki görünmeyen bir çizgi var. Herkesin o çizginin üzerinde yaşaması gerekiyormuş gibi. Kim yazdı bunu, kim karar verdi? Herkesin tek bir hayatı varsa neden başka birinin kurallarıyla yaşasın? Aynı kapasitede doğan zihinler kimi zaman zorluklarla savaşırken, kimi zaman duygularında boğulurken dışarıdan gelen o “karar vericiler” gerçekten neyi kontrol edebilir?
İnsan hayalsiz yaşayamaz.
İnsan sevgisiz hiç yaşayamaz.
Yaşadığını sanır sadece ama içinde biriken şey zamanla öfkeye dönüşür. Aslında çoğu insanın anlamadığı şey tam olarak burada başlıyor: herkesin, herkesin hayatı hakkında bir fikrinin olması.
Mesela biri, sen yanındayken bile fısıltıyla konuşur ve senin anlamadığını varsayar. Oysa mesele zeka değil. Zeka başkasını küçümsemek için değil; bir işe yaramak içindir. Ya kendine ya da bu koca evrene. Ama çoğu insanın takıldığı yer başka: “elalem”.
Elalem hep var. Ama sen onu dış kapı yaparsan. Biyolojik bağ bile bazen hiçbir şey ifade etmez. Eğer bir şey canını yakıyorsa, onu sorgulamaktan çekinmemelisin. Çünkü hayat senin. Ve zaman sandığından çok daha hızlı geçiyor.
Üzülmek yoruyor. Yoruldukça insanın nefesi kalbiyle savaşmaya başlıyor ve bir noktadan sonra kendini taşıyamayacak kadar ağır bir yükün içinde buluyorsun. Oysa her yaşın bir öğretisi var. Ama asıl mesele her zaman aynı: mutluluk ve sevgi.
Geriye dönüp baktığımda pişman olacağım tek şey, bir anımın bile sevgisiz geçmiş olması olurdu.
Kalabalıklar değil mesele. Bazen büyüdükçe insanın hayatında sadece birkaç kişi kalır ve bu normaldir. Hatta çoğunluk bazen ürkütür, bazen küfrettirir bile. Ayıp mı? Değil. Bu da bir duygunun çıkış yolu. Belki de bu yüzden çoğu insanın göremediği şeyleri görebiliyorum.
Eğer bir daha doğma şansım olsaydı hiç düşünmeden sevgiyi seçerdim. Çünkü sahtesi kendini belli eder, gerçeği ise nadirdir. Bir insanın birini gerçekten, tüm açıklığıyla sevmesi zordur.
Benim için daha da zor. Kolay kolay sevemem ama bunun sebebi eksikliğim değil, yaşadıklarım. Yoksa kim neden yok olsun ki?
En çok kedileri severim mesela. Onların sevgisi net ve gerçektir. Seversin, gelir. Bırakırsın, gider. Zorlarsan öfkelenir.
Çünkü mesele şu: sevgi bir anda verilip bir anda geri çekilecek bir şey değildir.
Ve eğer birine tek bir şey söyleyecek olsaydım, şu olurdu: Hayatınızda para bir araç olsun, asla amaç olmasın.
Çünkü sonunda hep kaybedersiniz. Para bir şekilde gelir ama sevgi her zaman bulunmaz. Bu yüzden hayatına kalbini dolduran şeyleri al. İnsanları değil, duyguları seç. Çok arkadaş, çok plan, çok kalabalık değil mesele. Çok sevmek ve sevilmek.
Şöyle düşün: Çok değerli bir araban var ve pert oldu ama sen hayattasın. Ne denir? “Canın sağ olsun.” Çünkü aslında hiçbir zaman mesele para olmadı. Sadece öyle gösterildi. Belki insanlar buna itildi, belki mecbur bırakıldı ama kimse şunu sormadı:
Sevgisiz bir insan ne kadar yaşayabilir?
İçimize oturan o koca yumruyu kimse tam anlamıyla çözemedi. Bu yüzden…
Asıl başarı sevgidir.
Sevebilmek.
Ve sevildiğini bilmek.
Çoğu insan bunu anlamadı, belki hiç anlamayacak.
Ama anlayanlar…
hep var olacak.
Yorum bırakın