Ayna Kırılmadan Önce: Yakın Değiliz

En son öğrendiğiniz şey nedir?

Ben, beni duyarken beni tanıyan birinin de gerçekten beni duymasını beklerdim. 
Ama en son öğrendiğim şey şu oldu: Ne kadar delirirseniz deliriniz, ne kadar kötüleşirseniz kötüleşin, sonunda yine aynı soruya dönülür — “İyi misin?”

Aslında kimse kimseyi anlayacak kadar yakınlaşamayacak. Yakın değiliz.

Sen canlıyken ben ölüyüm.
Benim ne istediğimi kimse asla tam olarak bilemez. Belki bir kısmını bilirler ama bildikleri şey, gerçeğin hep gerisinde kalır.

Sanırım hepimiz içimizde kayboluyoruz. Değersizleşen her şey gibi, yavaş yavaş yok oluyoruz.

Var olan ya da olmayan ne varsa, bizi mahveden o. Ama soramıyoruz: “Bu nedir?”

Soramadıklarımız…
İstesek bile soramadıklarımız…
İşte onlar öldürür insanı.

En son öğrendiğim şey bu.

Sanki iki hayat var gibi.
Aynanın bir tarafı, sonra diğer tarafı.
İki taraftaki duygu da birbirinden bambaşka.

Belki ayna kırıldığında hepsi birleşir.
Tek bir adımda, tek bir “ben”e düşer insan.

Belki o zaman her şey daha kolay olur.

Çünkü iki taraf arasında gidip gelen hücrelerin savaşı, insanın kendini yakması gibidir.
Sonu olmayan bir yol gibi…
Ve o yol, her adımda biraz daha karanlık getirir.

İşte öğrendiğim şey bu.

İnsanlar…
Fazla öldürürler.


Bir anda değil.
Yavaş yavaş ölürsün.

Eğer o cam bir gün kırılmazsa.

Yorum bırakın