Tükenmişlik ve Nefes Arasında

Hayattaki önemli olaylar veya zamanın akışı hayata bakış açınızı nasıl etkiliyor?

Hayattaki önemli olaylar ve zamanın akışı, bakış açısını yavaş yavaş değiştiriyor. Bir sabah uyanıp farklı biri olmuyorsun. Ama bir süre sonra aynı şeye aynı gözle bakamadığını fark ediyorsun.

Son zamanlarda hayat, yaşamaktan çok beklemeye benziyor. Plansız, beklentisiz. Askıya alınmış gibi. Tükenmişlik dramatik bir çöküş değil. Daha çok birikmiş kırıkların ağırlığı. Toplanacak çok parça var ve her gün bir yenisi ekleniyor gibi.

İnsanların büyük çoğunluğunu samimi bulamıyorum. Çünkü sana doğrudan dokunmayan bir davranış bile bir şekilde hayatına etki edebiliyor. Hiç dahil olmak istemediğin bir oyunun içinde kalabiliyorsun.

Bir zamanlar yaşamı seven taraftaydım. Heves eden, plan yapan. Şimdi karşıma çıkan çoğu haber, çoğu insan içimde bir rahatsızlık uyandırıyor. Kusar gibiyim.

Hatasız insan yok. Ama çoğu kişi hatasızmış gibi yaşıyor. Kimisi bir başkasına zarar vermiştir, kimisi kendine. Yine de herkes kendi hikâyesini temize çıkaracak bir gerekçe buluyor.

Toparlanmayacağını düşündüğün şeylerde bir noktadan sonra umursamazlık başlıyor.
“Bir kırık daha ne değiştirir?” diyorsun.
Aslında değiştiriyor. Ama tepki verecek gücün kalmıyor. İnsanlar ağır geliyor. Çoğu zaman samimiyetsiz. Çoğu zaman bir şey alma niyetinde. Maddi ya da ruhsal.

Ruhum tüketilmeden gitmek istiyorum.
Bu bir kaçış değil. İçimdeki özü kaybetmeden var olma isteği.

Ben yaşarken ölmeyi dilemiyorum.
Yaşarken gerçekten yaşamak istiyorum.

Varlığımı en yüksek hâliyle bırakmak istiyorum. Beni küçülten alanların içinde kaybolmak istemiyorum. Kırılanlarla, gerçekten üzülenlerle aynı zeminde buluşmak daha anlamlı geliyor bana. Çünkü orada en azından gerçek bir temas var.

Kötülük kendini belli eder. İnce bir koku gibi. Ve o koku beni hırçınlaştırıyor. Bazen onlar gibi olmanın daha kolay olduğunu düşünüyorum. Ama olmuyor. İçimde bir yer hâlâ buna izin vermiyor.

Belki sorunları fazla görmek.
Belki de fazla hissetmek.

Kendime zarar veren bir tarafım var. Fazla analiz eden, fazla düşünen bir taraf. Ama aynı taraf beni diri tutan şey de olabilir.

Bazen küçük bir sihir istiyorum.
Her şeyi sıfırlayan değil; sadece toparlayan bir şey.

Yok olmadan kendimi bulmak istiyorum.
Dağılmadan toparlanmak.


Nefes alırken boğulmak istemiyorum. Nefes gerçekten nefes gibi hissettirsin istiyorum.

Boğulduğumu kabul ediyorum. Ama hâlâ nefes almaya çalışıyorsam, tamamen vazgeçmiş değilim.

Belki umut büyük bir ışık değil.
Belki sadece hâlâ rahatsız olmam.

Çünkü insan tamamen tükenirse sorgulamaz. Ben hâlâ sorguluyorum.

Ve bu, şimdilik yeterli olabilir.

Yorum bırakın