Çürük Zihinlerin Gürültüsü

En çok nelerden şikayet edersiniz?

Başkalarının hayatları üzerinden kendine kimlik inşa etmeye çalışanlardan.

Genelde susarım. Beklerim. Çünkü bilirim; sabır, dedikodunun en büyük düşmanıdır. Ve evet, mutlaka gelirler. Hiç şaşmaz. En küçük boşluğu kollarlar. En ucuz yerden bakarlar.
İnsan hayatı hakkında fikir yürütebileceğini sanan bu tipler, aslında kendi hayatına bir santim bile yaklaşamamış olanlardır. Zihinleri o kadar sığdır ki, derinlik sandıkları şey yankıdan ibarettir.

Bu bir olgunluk meselesi değil, ergenliğin kalıcı hâlidir. Gündüzü görmemiş bir karanlıkları vardır; ışıkla temas ettiklerinde dağılacak kadar zayıflar. Bakacak yüzleri yokken konuşacak ağızları vardır. Ve ne yazık ki o ağızlar düşünceyle değil, kusmukla doludur. Söyledikleri çoğaldıkça anlamları azalır. Çünkü boşluk, üretken değildir.

Kendilerini en “namuslu”, en “haklı” yerde konumlandırırlar. Hayatları entrika sandıkları bir film gibi izlerler; ama senaryonun ne olduğunu hiç bilmezler.
İnsanların trajedilerine ortak olmayı marifet sayarlar. Oysa bu, sadece ruhsal bir yırtıklıktır.

Bir bütünlükleri yoktur.
Parça parça, dağınık ve tutarsızdırlar.

Beni asıl yoran şey şu: Bu insanlar sınırdan anlamaz. Dur denilmeden durmazlar. Ve bazılarına nezaket değil, netlik öğretir.
Eğitim burada bir seçenek değil, zorunluluktur. Aksi hâlde hem kendilerine hem etraflarına zarar verirler.

Ben artık şunu net biliyorum: Sessizlik her zaman zarafet değildir. Ve bazen en büyük temizlik, yüksek sesle yapılanıdır.

Bu bir teşhistir.

Ve teşhis konduktan sonra, iyileşmeyen her şey bilinçli bir tercihtir.

Yorum bırakın