Gülümsemenin Adaleti

Fiziksel tacize maruz kaldığında insan, sanırım bedenini önemsemiyor. Önemsizleşiyor. Çıplak bile gezebiliyorsun. Çünkü adalet yerinde olmadığı için bunu bir protesto olarak sunuyor ruhun: “Bedenim sen gördüğün için değil, ben bıraktığım için var.” diyorsun.

Beden ruhsuzlaşır mı? Evet.
Bedenin bir ruhu var mıdır? Evet, vardır. Ama gerçekten ilk hâli gibiyse, izinli bir temas verildiyse…

İzinsiz yapılan her durum daha çok kışkırtıyor ve sonucunda tepki, tepki olarak kendini gösteriyor. İnsanlar acımasızdır ama bu onların acısını asla kapatmayacaktır. Adalet her zaman yerini bulur. Belki görülür, duyulur… Belki bu olmaz ama genel olarak baktığımızda hep geç gerçekleşir. Tam olarak da istediğimiz şey yerini bulur.

O yüzden üzülmek yerine yaşamı seçmek, belki yaşamı baştan şekillendirmek gerekir.
Kötülük bulunduğu için evren karanlık değildir. Çok güzel noktaları vardır; eğer istersek bunları tutabiliriz.

Haklarımızı, hakkımız olduğu için değil belki ama ihtiyacımız olduğu için gülümsemeliyiz. Gülümsemek güzel bir tepkidir. Belki biraz müzik, biraz dans ve unutmak… Tamamen olmasa da bulunduğumuz noktadan kendimizi bırakabiliriz.

Güzellikler elbette her zaman seninle olacaktır.
İyi insanlar, her zaman vicdanlarında rahattır ve bu onların yaşamı mutlu kılabilmeleri için kesinlikle yeterlidir. Vicdanları karanlık olanlar bununla ömür boyu yaşayamazlar.

Bu dram, ruhsal olarak bir gün istemedikleri bir anda, çok da güzel bir anda onları bulur. Adalet tam olarak budur: İstemediğin anda, istemediğin yerde geldiğinde, bu kalbindeki ışıkların daha çok parlamasına izin verir.

İşte mutluluktur. Sonsuzsundur. Ve onlar yoktur. Dilekler hep senindir. Ve bunlar gerçekleşir.

Peki senin için adaletin en sessiz ama en güçlü hâli nedir?

Yorum bırakın