Kin tutuyor musunuz? Ne konuda?

Ben kin tutsaydım, belki de bugün burada olamazdım. Çünkü kin, aslında ağır bir nefrettir. Ve bu duygu, insanın kalbini taş gibi ağırlaştırır. Çözülmesi içinse, o etkiyi doğuran şeyin tamamen yanması gerekir. Ama yanarsa da, geriye fark bırakacak ne kalır ki?
Ben, en zor durumlarda bile kin tutmak yerine bırakmayı seçtim. Çünkü bu, akışa daha yakındı. Kendimi her zaman iyi ve dürüst bir insan olarak kalbimle korumak istedim. Kin, aslında kendi ellerimizle kurduğumuz bir hapishanedir. Ben böyle bir hapishaneyi inşa etmek istemedim.
Yok etmek, bazen hiç var olmamak değildir. Varlığı silmektir. Oysa ben silmek yerine, taşıyabildiğim yere kadar yaşatmayı seçtim. Çünkü kin tutmamak, her zaman “yaşamın en kolay yolu” demek değildir. Tam tersine, eğer yoğun bir duygu savaşının içindeyseniz, bırakmak daha da zordur.
İnsan, “bu duyguyu yok ediyorum” diyerek kin duygusundan kurtulamaz. Ne yazık ki bu böyle işlemiyor. Yaşamak, hissetmek ve zamanla yumuşatmak gerekiyor. Hayat biraz da böyle: yaşa, gör ve belki de öl.
Yorum bırakın