Zorbalık yalnızca fiziksel değildir. Bazen bir kelime, bir bakış ya da bir yorum, ruhu bin parçaya bölebilir. Bu manifesto, görünen ya da görünmeyen tüm yaralar için yazıldı.
⸻
Bu bir yazı değil.
Bir yara izi.
Bir haykırış.
Bir çağrı.
Zorbalık, yalnızca fiziksel darbelerden ibaret değildir.
Bazı kelimeler kemiğe işlemez, ruha çöker.
Ve bu çökmeyi kimse göremez.
Ama o kişi içinde çökmeye devam eder.
Bu manifestoyu okuyan herkes, belki bir gün susmuş bir çocuğu duyar,
belki bir sınıf köşesindeki yalnızlığa göz olur,
belki bir yorum kutusunda akan linçten geri döner…
Çünkü zorbalık ancak görenler, duranlar ve iyileştirenler sayesinde biter.
⸻
📜 Bir Zorbalık Manifestosu
Herhangi birinin kıyısından köşesinden yaşamadığı takdirde anlayabileceği bir durum değildir diyemiyorum. Kalbi güzel olan herkesin bu etki sonuçlarının ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğini bilir ya da bilmelidir.
İnsan hayatını ucuzlaştırarak ölümle burun buruna dahi getirebilecek bir tür psikolojik baskıdır bu.
Ve bu, insanlar tarafından çekinilmeden, vurdumduymaz bir şekilde, söylenmesi kolaylaştırılmış bir çirkinliktir.
Zorbalık sadece fiziksel olmaz.
Fiziksel olsaydı, bu yaralar iyileştiğinde bu duygu da geçerdi.
Ama geçmez.
Çünkü asıl zorbalık, psikolojiktir.
İnsan ruhunu kıstıran en ağır şiddettir.
Zorbalık yapan insanlar çoğu zaman kendi zayıflıklarını gizlemek isterler.
Güçsüzlüklerini güç gibi gösterme çabasıyla, umarsızca devam ederler.
Zorbalığa uğrayan insanlar ise çoğu zaman çizgisi net olanlardır.
O çizgiyi bozmak isteyenler, bu çizgiyi oyun hâline getirir.
Eğer birinin başka birine zorbalık yaptığına şahit olursan,
Orada onu koru.
Her zaman koru.
Çünkü bu bir oyun değil, bir yıkımdır.
Ve yıkım, bazen en sessiz yerden gelir.
Dijital zorbalık bu yüzden daha yıkıcıdır.
Orada yalnız değilsindir.
Bir dünya seni izliyordur.
Ve seni küçümseyerek susturmak isteyenler, orada alkış bile alabilir.
Bu bir silahsız terördür.
Ruhun cinayeti böyle işlenir.
Zorbalık arttıkça, kişi bu durumu kendine layık görmeye başlar.
Ama bunu yüksek sesle söylemez.
İçinden konuşur.
O iç ses büyür, büyür…
Ve sonunda gerçeklik kırılabilir.
Psikoz başlar.
Ve işte bu, gerçek bir yıkımdır.
İyileşmesi dakikalarla değil, doğru hislerle mümkündür.
Zorbalığı önlemenin en temeli eğitimdir.
Ama eğitim, sadece bilgi değil, sevgiyle verilmelidir.
Algılarla dışlayarak değil, kucaklayarak öğretmelidir.
Kazandırabilecekken, neden öldürürsün?
Bu bir cesaret değil.
Bu, bir canın tükenmesidir.
Bir gün zaten yok olacağız.
Ama birinin yaşam hakkını, bir zorbanın yaşam hakkından aşağıya koyamayız.
İnsan evreni seviyorsa, önce kendini ve diğerini olduğu gibi kabul ederek sevmelidir.
Zorbalık, nefretin eylem hâlidir.
Öldürür.
Ve nefes aldırmaz.
⸻
📎 Not
Bu manifesto, sesi kısılan herkese ithaf edilmiştir.
Daha fazla ses olmak istersen, paylaş.
Çünkü iyileşmek için birinin “ben buradayım” demesi yeterlidir.
Yorum bırakın