Hadsiz

Hayat bir duruşta birinin yüksek bir tepeden karşında yüzüne vura vura herhangi bir tavrı bağırması kadar basittir. Olabildiğince anlaşılmayacak bir tutkudur. Kendi benliğimizde kendimizi korumak yüce bir tutumun vergisidir. Kalbimiz her zaman her noktada her alanda olabildiği kadar düşünmeden vurup gidenlerin aynasıdır. Düşünmezler ve sadece haklıdırlar. Halbuki insan olarak aynı kategoriyi paylaştığımız ve hayatı sürdürebilmek için belki de aynı oluşumlarla yaşadığımız bir gezegenin varsayımıyızdır. Düşündüğümüzde pek üzerine alıp götürebileceğimiz bir olgu yokken bile tavrımız hayret edici bir had olabilir. Hayat her zaman günü tamamladığımız gün bize verilen kırıcı tutuşların.. daha doğrusu anlaması zor olan tecrübe misali kelimelerin unsurudur. Her gün bir öncekinden daha fazla uzaklaştığımız ve asla onlar gibi olmayacağım dediğimiz herkesin etrafımızda belki de dönerken vay be dediğimiz günlerin görünmezliğidir. Vay be!!! Kabul etmediğimiz her kabuk günden günden farklı gösterilerle farklı bir zamanda kendini göstermeye devam ederken seyretmek zorunda bırakıyor. Nasıl da boş bir gezegenin içinde yaşarken nefesimizi hayatta kalma mücadelesinde yürütüyoruz. Zordur her bir insanın kibarlığından ödün vermeden kendine hayran bırakması. Eskiden varlığı var olan kibar kavramlarım vardı. Artık bulamıyorum. Yok olmuş gibi arıyorum. Sözünü hissetmek bile güç veriyor. Bulamıyorum. Esir mi kaldılar bi mahkum gibi yoksa onlarda yürünmesi zor olan bu engebe içinde.. Nerdesin kendisine kategori bulamadığım ey insanlığım? Haddini mi aşıyorsun yoksa yine.. 

Yorum bırakın