Kırgınlıklarda geçiş döneminde nötr bir noktada kendini bırakıp yenilikleri tutabilmelidir. Sürekli kim kırgın kalabilir ki? Ömür boyu kalp sızısı mı ki bu? Hayır. Kırılabiliriz. Dökülebiliriz de. Mevsimler gibi olmalıyız aslında. Bazen buz tutarız, bazen yağarız, bazen çiçekler açarız, bazense dökülürüz işte. Dökülme kavramı hepsiyle eş değer kalmalıdır. Yenilenme ve yeniden var olabilmeyi tutabilmeliyiz. Bütün her şeyde olduğu gibi devam etmek için bu döngüye izin vermeliyiz. Bilmediğimiz bir kavramın üstüne nasıl tutulabiliriz ki? Yaşamadan bildiğini kim varsayar ki. İzinler vermeliyiz. Bazen kırılıp dökülmeliyizdir. Asırlar tanışmadan tanımayı mümkün kılmazken nasıl durup dururken öğrenmeyi mümkün kılacağız ki?
Yorum bırakın