Dürüstçe Düşün

Düşünmek elbette ki bir varoluş simgesidir. Düşünüp, üretebiliriz. Fakat üretirken de üslupta sorunsal şeyler teşkil etmemeliyizdir. Kurmak düşünen her canlının bir varsayımıdır. Kurulmak ise egonun nüksetmesine dayalı bir evrenin sembolüdür. Kırıcı ya da kaba bir tavır hiçbir zaman doğruluk arz etmez. Aksine haksızlık bile doğurur. Hiçbir zaman varsayımlarla yolda durmamalıyız. Merak etmek her zaman her meslekte her işte olmalıdır ki kazanç sağlanabilsin. Öğrendiklerimizle güçlü oluruz. Güçlenir, büyürüz. Barikatlar benzeri duvarlarla zayıf ve olabildiğince korkularla yaşarız. Hayatımızın bütün evrelerinde istediğimiz ve istemediğimiz şeyler yaşamış olmamız güven noksanında güvensizlik olarak kendini belirtmemelidir. Bu durumda yaşarken ölürüz. Güvenmekte bir erdemdir. Güvenmekte gücün sembolüdür. Karşınızda tanıyıp tanımadığımız kim olursa olsun yargılar atarak ben dürüstüm diyemezsiniz. Tanımadan bir insana nasıl güvenemem derseniz dürüst olup olmadığını da tanımadan karara oturtamazsınız. Kendiniz dürüstüm ben derseniz dürüst olduğunuzda dürüstüm ben denildiğinde seni tanımıyorum bilmiyorum da belirtemezsiniz. Çocuklar kaç yaşındadır? Yalan söylerler mi? Söylediklerinde belli ederler mi? Elbette ki hiçbir hükmün varsayımlarla doğruluğu ispatlanamaz. Kişi kendinden bilir işi, işi bildiği için midir kişi? Elbette hayır. Özür dilemek asrın borcudur. Onca yıl yaşarken kimlere neler arz eder dururuz öylesine hislerle. Hisler güç değil güçsüzlük katar sonsuzca bir çevrede. Kalp kırmak kolaysa yerine koymak basit midir ki? Her şeyin bir borcu vardır ödenmediği süre zarfında. Kabuller telafi yaratır kibarca. Nefes alıp verirken bir canlı olduğumuzu bile bile kendimizi bile tanımıyorken tanımadıklarımıza tanıyıp bildiklerimizle bağdaş kurarsak döngü içinde döngüsüzlük göçü salar gideriz hem ruhumuza hem çehremize. Azmin yolu azimden geçerse azimli olmakta gerçeklerin içinde zamandan geçer. Basitlenmeden gerçek benliğin gerçeğinde kalmak dileğiyledir bu lütfun sonu.


Yorum bırakın